Aslında toplum yine ikiye ayrıldı.

Covid 19 biter mi?
Bu kafayla bitmez.

Ne vatandaş olarak ne de yetkililer olarak artık buna inanmadığımız kesin.Hatırlayın geçen sene bu zamanlar maske tartışmaları varken vatandaş evde tülbentten bez maske yapıp, marketten aldığı malzemeyi saatlerce kapı önünde bekletirken, covid bulaşmış hastaya uzaylı gibi davranırken, turkuaz tablo ile tüm Türkiye’de vakayı soluksuz takip ederken, bugün 24 saatte neredeyse 300 insanı her gün kaybederken hiçbirimizin umurunda değil!!

Şu anda nüfusa oranlandığında sadece Avrupa’nın değil Dünya’nın en çok vakasına hastasına sahip ülke olduk.

İşin kötü olan tarafı artık bunu yadırgamıyor kabulleniyor ölen ölür kalan sağlar bizimdir diyoruz.

Aslında toplum yine ikiye ayrıldı.

Birincisi tüm dünyada bu salgın var bizimkiler ne yapsın diyen diğeri de başından beri yanlış yönetiyor diyenler.

Biraz geriye gidelim, Avrupa’da baştan ciddiye almayan iki ülke İtalya ve İngiltere büyük kayıplar verdi ve acı tecrübeler yaşadı ve biz o günlerde salgın ile ilgili aşı dışında belli bir disiplini sağladık.

Yerel yönetimlerin olağanüstü gayreti ile maskeden gıdaya askıda faturadan imeceye sıcak çorbadan sağlık çalışanlarına otel açmaya varıncaya kadar daha birçok dayanışmayı sağlayıp hastalıkla mücadelede, toplumun moral üstünlüğünü sağlamasına büyük katkıda bulundular.

Geçen süre içersinde zorlanan ülke ekonomisi nedeniyle haziranda anlamsız bir şekilde bir anda normalleşmeye geçildi.

Düğünler asker uğurlamaları toplu açılışlar yemekler ve siyasetin tartışma gündemi “ lebaleb kongreler” ve aşılamada yaşanan belirsizlik toplumun virüsün öldürücülüğüne olan inancını kaybettirdi bunun sonucu olarak da son bir ay içerisinde rekor üzerine rekorlar kırdık kırmaya devam ediyoruz.

İnsanımızı kaybediyoruz ekonomiyi kaybediyoruz umudu kaybediyoruz.
Peki ne yapmak gerekiyor?

Bana göre bilim kurulunu ya değiştirmek ya da konuşturmamak gerekiyor.
Salgının başında çok başarılı bulduğumuz sağlık bakanı son günlerde son derece çelişkili cümleler kuruyor.

Bir yıldır canından can malından mal giden vatandaşı suçlayamazsınız, çünkü vatandaş aşıyı bulursa yaptırıyor izin verilmezse evinden çıkmıyor dükkanını açmıyor hatta bir yıldır torununa bile sarılamıyor.

Bilim kurulu insiyatifi alıp şart koşmalı.

Eğer tam kapanmaysa tam kapanma diye diretmeli ve artık kayıplarımızın önüne geçmelidir.

Siyasetçiler doktora gittiğinde ameliyat yapılıp yapılmayacağına kendisi mi karar veriyor, hayır. Eğer bu kararı doktor veriyorsa bırakalım ülkenin teşhis ve tedavisine de o bilim insanları versin.

Biz halk olarak sabırlı bir şekilde devletimizin vereceği kararları uygulamaya hazırız yeter ki, bu illetten kurtulalım.

Bir an önce aşılama hızlansın yerli ve milli aşımız bir an önce piyasaya sürülsün, onlarca üniversite açtık bununla övünüyor Almanya’dan çok üniversite öğrencisi var diye seviniyoruz ama bu konuda neden yetersiziz.
Üniversiteler sadece öğrenci mezun edip diploma vermez araştırmalar yapar Ar-Ge çalışmaları ile olası olumsuzlukları öngörüp hazırlık yapar.

Aşı enstitüsü yeniden açılıp Türkiye’nin saygın bilim insanları davet edilmeli hatta Almanya’dan Uğur Şahin ve Özlem Türeci Hocalarımızı bunu bir vatan borcu olarak tanımlayıp bu enstitüye katkı vermesi sağlanabilir.

Son zamanlarda beyin göçünden şikayetçiyiz.

Gençlere umut vermeliyiz önlerini açmalıyız.

Şucu bucu demeden en akıllı en yetenekli en becerikli çocuklarımızı gençlerimizi yüreklendirmeliyiz.

Yerli ve milli olmanın içini doldurmalıyız.

Bugün aya gitmek çok prestijli olabilir ama birçok sorunumuz ortada duruyor bunun için de ortak bir dille vatandaşa umut vermeliyiz.

Siyasetçiler verdikleri kararları bin defa düşünüp danışıp bir defada vermeli.

Kısacası biz vatandaş olarak üzerimize düşeni elimizden geldiği kadar yapıyoruz artık hepimiz yorulduk devletimiz her türlü önlemi alıp bizleri rahatlatmalı.