Üç büyükler


Yüzyıllardır insanların vazgeçilmez gıdalarından olan ve sabıkalı oluşlarından “Üç büyükler” ismi taktığımız Un, Tuz ve Şeker yararları elbette ki var fakat; fazla tüketiminde vücuda pek dost olmadıkları da bir gerçek.Diyetisyen Uzmanı Osman Çakır bu seferki yazısında, un, tuz ve şeker üçlüsünü köşe yazısına taşıdı.
Diyetisyen Uzmanı Osman Çakır;
 
Üç büyükler

İnsanlar zenginleşmeyle doğru orantılı olarak daha rahat bir yaşam sürmeye başlarlar. Aşırı sıcak, aşırı soğuk ve çevrenin olumsuz etkilerinden korunma, bedensel hareketleri en aza indirme gibi özellikler yürüyen merdivenler, sıcak ve soğuktan koruyan kıyafetler, klimalı evler, asansörler, otomobiller, elektrikli ev aletleri vb. ile sağlanmaktadır. Öyle ki bu yaşam biçimi beslenme sistemini de eline alır. Yeme içme düzeninde değişiklik yapılamadığı gibi yerine göre vazgeçilmez nitelikler taşıyan bazı besin maddeleri bir yandan zararlı olabilmektedir. Dolayısı ile uygun kullanmayı bilmek gerekir.

Bu başlık altında değineceğimiz üç büyükler tabi ki takımlar değil, hayatımızın içinde aktif yer tutan un, tuz ve şeker üçlüsü. Bu üçlü her zaman insanın aklında soru işaretleri oluşturmuş ve kişiyi her zaman sorgulamaya yöneltmiştir. Bu üçlü ne görev yapar zararlı mıdır yararlı mıdır o halde biraz irdeleyelim.

Tuz: Tuz vücudumuzda suyun tutulması, kas ve sinirlerin çalışması için gereklidir. Besinlerin bileşiminde bulunmasının yanında göllerden denizlerden ve kayalardan saf olarak elde edilir. Besinleri işleyerek saklamak ve yemeklerin lezzetini artırmak için kullanılır. İnsanın günlük tuz alımı 5-15 gram arasında değişir ancak aşırı sıcaklarda, fazla hareket ile terlemede, sık ishal olma ve  ateşli hastalıkta terleme ve idrar ile su ve tuz kaybedildiğinden, rahat bir yaşantı süren kişinin aksine tuz gereksinimi artabilir. Aynı zamanda tuz kan basıncını artırdığından yüksek tansiyonu olanların, böbrek bozukluklarına, bazı kalp hastalıklarına ve vücudunda ödeme sahip olanların yemeklerine tuz eklememeleri tavsiye edilir.

Şeker: Şeker, şeker pancarının fabrikalarda işlenerek şeker kısmının ayrılmasıyla elde edilir. Saf enerji kaynağı sayılır ama tek başına tüketildiğinde protein, vitamin ve mineraller olmadığından vücutta şekerden enerji oluşamaz. Özellikle küçük çocuklara şekerli mamalar fazlaca verildiğinde büyüme ve gelişme durur ve kuvaşiorkor (şeker bebeği) hastalığı görülür. Dahası dişlerde çürüklerin baş sebebidir. Şekerle yapılan tatlılar kalorisi çok yüksek olup zevkle sevilerek yenir dolayısıyla şişmanlığa ve şişmanlıkla gelen bir sürü hastalığa davetiye çıkarır. Şekere zehir diyenler de olmuştur fakat burada olması gereken şekerin dengeli ve yerinde kullanılmasıdır. Çünkü biz iyiliği hoşluğu tanımlarken şeker ve tatlı kelimelerini kullanırız. Şeker bayramımız vardır, şeker gibi insan deriz, şekerim/tatlım deriz. O yüzden zehir yakıştırmasının pek hoş olmayan bir yakıştırma olduğunu düşünüyorum. Sütlü tatlılar uygun tatlı hatta tatlı yerine yoğurt ve meyve tercihi daha sağlıklı bir uygulamadır.

Un: Un, buğday ve diğer tahıl tanelerinden elde edilir. Teknoloji kullanılarak  tahıl tanesinin dış kabuğu ve çekirdeği birbirinden ayrılmış, tahıl tanesindeki vitaminler, mineraller ve protein dış kabuktaki kepek ve öz kısmında kalmıştır. Dolayısı ile undan yapılan ekmek ve diğer besinlerin besleyici değerleri bağırsak etkinliklerini azaltmış, vitamin yetersizliklerine ve bazı kalın bağırsak hastalıklarına sebep olmaya başlamıştır. Beyaz ekmek ve saf undan yapılmış pasta, kek ve bisküvi vb. besinlerin daha lezzetli oluşu da tüketimini artırdığından şişmanlık ve diş çürüklerinin oluşumunda etkilidir. Bu yüzden undan yapılan yiyecekler kişinin enerji gereksinime uygun miktarlarda tüketilmeli, aşırı beyazlatmadan kaçınılmalı ve mayalandırma işlemi uygulanmalıdır.

Buradan çıkarmamız gereken sonucu ”Çoğu zarar, azı karar” atasözümüz sanırım tümüyle açıklıyor. Aynı zamanda zehir-panzehir ilişkisinden de çıkarım mümkün. Sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

irtibat numarası 0553 704 04 16 ( 0248 233 10 10 ) BURDUR

yorum