Kimisi sözleşmeli er kimisi muvazzaf asker…

Çok saygıdeğer okuyucularım İdlib’den gelen şehit haberleri bizleri derinden yaralamış ve ülke olarak şehitlerimiz için gözyaşlarımızı tutamadık bu haftaki köşe yazımda bu konuyu kaleme aldım. 

İdlib kimin vatanı?

Kimisi yeni evli kimisi çoluk çocuğa yeni karışmış, kimisi nişan yüzüğünü yeni parmağına takmış kimsin eşi bir kaç aylık hamile. Kimisi kardeş okutuyor kimisi tuğlalı evlerini sıvatacak.

Kimisi sözleşmeli er kimisi muvazzaf asker…

Her birinin ortak kaderi İdlib şehidi…

Her birinin ayrı hikayesi var, her birinin geleceğe dair planları vardı. Kimisi ev kimisi araba alacaktı, her birinin umudu onlara bel bağlayanlar vardı. Onlar için bu dünyada hayat bitti ve onların anaları babaları eşleri ve çocukları için de hayat artık istedikleri gibi olmayacak.  Ateş düştüğü yeri yakar, Mültecilere dün kapılar açıldı bugün hepsi Avrupa yolcusu… 

Biz onlara barış gelsin kan dökülmesin diye can verelim onlar ise üç beş yıldır ekmeğimize ortak olsun Akdeniz sahillerinde güneşlensin ve şimdi de adeta çöl çekirgeleri gibi yeni istila alanlarına doğru yol alsınlar.
Gitmelerinden son derece memnunuz, nasıl geldiklerinde istemediysek giderlerse de dur demeyeceğiz.

Ancak onlar için kaybettiklerimizin hesabını kim verecek? Ekonomik maliyetleri şöyle dursun içine düştüğümüz bu batakta vatan evlatlarının canının kanının bedeli ne olacak?

Neden Suriye’deyiz?

Kendi ülkesini savunmaktan aciz bir millet için neden bu kadar fedakarlık yapıyoruz?

Sorun sınr güvenliğimiz ise yıllardır bunu nasıl çözdük neden şimdi başka bir ülke toprağında bir iç savaşın ortasında taraf olduk…

Onlarca cevap bulamadığımız sorular var, elbette bizim aklımızın ermeyeceği şeyler de vardır ama görünen o ki; siyasetin de aklının ermediği birçok şey var.

Hepimizin merakla beklediği konuşmayı gerçekleştiren Sn Cumhurbaşkanı ülkenin kayıtsız şartsız birlik içerisinde olması gereken bir günde Kılıçdaroğlu’na söz söylüyor Gezi Parkından bahsediyor turizmin iyi olduğunu araba satışlarının patladığını anlatıyor ve sonunda yine Suriye halkı istediği sürece orada kalacağımızı söylüyor.

Peki bu tercihi bizlere yani onlarıseçen halka ya da seçilmiş temsilcilerine sormayı düşünmüyor mu?

Hiç olmazsa, böyle bir dönemde toplumu birleştirebiliriz, söylemler birlik beraberlik üzerine olabilir ortada ateş düşmüş bağrı yanık analar varken siyaset en son konuşulacak şeydir.

Biz herkesin başı olan cumhurun başkanı halkın başındaki en yüksek mevki olarak gördüğümüz Cumhurbaşkanımızı kollarını açmış hepimizi kucaklamasını bekleriz.

Kapıları açtık dediğimizde bizi bir saatte terkeden güle oynaya zafer işaretleriyle sınıra koşan Suriyelilerin ve soydaşlarının 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Mücadelemizde ne olduğunu çok iyi biliyoruz bu yüzden bırakalım Suriye halkının tercihini önce biz kendimize bir soralım orada olmalı mı yoksa olmamalı mıyız.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unu okumanızı tavsiye ederim. Bu ülke bir karış toprak için canından vazgeçen binlerce Atamızın kanıyla kazanıldı, asla da vazgeçilmez kanımızın son damlasına kadar biz de mücadele edeceğiz.

Aklıselim için sayısal üstünlükle değil herkesi dinleyerek doğruları bulabiliriz.  Eğer gerçekten ortadoğunun söz sahibi olmak istiyorsak diplomatik olarak tüm seçenekleri değerlendirmeli sorunun çözümü için taşeronları değil sahiplerini muhatap almanın ve oyun kurucu olmanın yollarını bulmalıyız aksi takdirde dün yaptıkları gibi yarın da yapıp biz yapmadık diyen acımasız ülkelerin bize yaşatacağı acıları yaşamayalım.
Unutulmamalıdır ki, ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Atatürk “yurtta barış dünyada barış” derken gerekmediği sürece savaşın cinayet olduğunu söylemişti.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun şehitler tepesinin boş kalması isteği tam da bu ilkenin dillendirilmiş haliydi. Sözleri çarpıtılıp daha sert karşılıklar verilmesi yerine şehitlerimizin gelmemesi için çabalamalıyız.

1000 yılı aşkın süredir Anadolu’yu kendine vatan yapmış biz Türkler gözünü kırpmadan seve seve bu topraklar için canını vermiş vermeye de devam edecektir.

Kimse kimseden bu vatanı daha fazla sevemez hepimiz bu vatanı seviyor ve bu vatan için çalışıyoruz.

Gün ayrıştırma, kin nefret tohumlarını yeşertme ve bölünme günü değil. Ne Sn Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ne de bizler tek bir Mehmetçiğin tırnağına zarar gelsin istemiyoruz.

Bu nedenle artık kavgayı bırakıp el uzatma zamanın geldiğini düşünüyoruz.