CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU “KİMSENİN BÖYLE BİR HAKKI YOK”

Seçim sürecini Halk TV yayınında değerlendiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, “”Kimse sakın rehavete kapılmasın. Yan gelip yatalım. Kimsenin böyle bir hakkı yok” dedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de Serhan Asker’in Siyaset Kültürü programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:

‘ŞOK OLDUK…’

Yeni Zelanda’da yaşanan saldırıyla ilgili olarak, “Yaşanan olay gerçekten son derece acı. Hepimizin ama hepimizin, sadece İslam dünyasının değil, diğer inançlara sahip insanların da lanetlemesi gereken bir olay. Herkes kendi ibadetini bir şekilde yapar.

Duyduğumuzda önce şok olduk, nasıl olur böyle bir şey, diye. Hayatın bize öğrettiği, tarihin bize öğrettiği dersler var. İnanç üzerinden, kimlik üzerinden siyaset topluma büyük acılar vermiştir. Dolayısıyla artık siyaseti bu alanlardan dışarı çıkarmak lazım. Toplum olarak hep birlikte ölenlere Allah’tan rahmet dileyeceğiz, yaralılara acil şifalar dileyeceğiz.

İşsizlik üzerine şunları kaydetti:

Bir evde bir işsiz varsa o evde huzur yoktur. Evdeki herkes, bir şekliyle iş sahibi olsa da geçimimizi sağlasak diye düşünürler. Gelirleri olmayan, başkaların muhtaç olan bir ailenin rahatlıkla yaşama şansı yoktur. Sosyal devletin var olma nedeni de işsizlikle mücadele etmektir. Sosyal devleti güçlendirebilirseniz, o zaman ülkede barışı ve huzuru sağlayabilirsiniz. Düşünelim, yanlış hatırlamıyorsam geçen yılın sonlarına doğru bir vatandaş Meclis duvarında işsiz olduğu için kendisini yaktı. Bir de Ecevit dönemini düşünelim. Ekonomik kriz var diye yazar kasa atıldı ve kıyamet koptu. Meclis duvarın geliyor bir kişi ve kendisini yakıyor. Çocuğuna pantolon alamayan baba ve intiharını düşünün. Bütün bunlar sıradan olaylar değil. Bütün bunlara sebep olan 17 yıldır iktidarda olanlardır. Sorumlu kim? Esnaf mı, çiftçi mi, emekli mi, sanayici mi, serbest meslek erbabı mı? Çözecek olan makamda olanlar sorumludur. Şimdi işsizlik rakamları açıklandı. Gençlerde işsizlik oranı yüzde 20-25’lerde. Her 4 gençten birisinin işsiz olduğu bir Türkiye’de yaşıyoruz.

İşsizlik sorununu bunlar çözemezler. AKP hükümetinin işsizlik konusunda bugün neleri vadettiğini söyleyeyim. Biz yatırımların teşviki konusunda yasa getirdiler. Doğu’da, Karadeniz’de yatırımlar mı arttı? Hayır. Bir dönem Anadolu kaplanları deniliyordu, insanlar çekle çalışıyorlardı, istihdam yaratıyorlardı. Ne oldu bu Anadolu kaplanlarına? Hepsi gitti. Yine ayunı şekilde 2012’de Türkiye’yi 6 bölgeye ayırdık dediler, Doğu ve Güneydoğu’da büyük teşvikler veriyoruz dediler. Yatırım mı gitti? hayır. Herkes işsiz. Şanlıurfa’da 6 aylık geçici işçi alınacak. 40 bin kişi başvurdu. Bu manzara Çin’de, Almanya’da, Güney Kore’de yoktur. Bu manzara Türkiye’de vardır.

Yine 2016 Temmuz ayında, devrim niteliğinde yeniliklerin olduğu bir paket açıkladı. 2016 Eylül ayında yine Başbakan Binali Yıldırım, Doğu’da 23 ili cazibe merkezi haline getireceğiz dedi. Memlekette cazibe merkezi kalmadı.

Her seferinde işsizlik arttı. Erdoğan, ikinci istihdam seferberliği başlattı. Malum bir damat var. Biz sosyete damat olarak tanımlıyoruz. Damat da bir açıklama yaptı. Seçimlerden sonra 2.5 milyon istihdam yaratacaklarmış. Niye seçimlerden önce değil? 17 yılda Niye yaratmadınız, elinizden tutan mı vardı?

Ekrem İmamoğlu “5 yıl içinde 150 bin kişiye istihdam yaratacağız” dedi. Binali Yıldırım “Belediyelerin istihdam yaratma görevi yoktur” dedi. O zaman İmamoğlu “O zaman 200 bin kişiye istihdam yaratacağım” dedi. Bu sefer binali Bey 500 bin kişiye istihdam yaratacağım dedi. Sen Başbakanlık, Ulaştırma bakanlığı yapmadın mı? O zaman niye yapmadın?

Asgari ücret 2200 olsun dedik, 2020 lira yaptılar. Ama bizim belediyelerde yine 2200 lira. Bir belediyenin yaptığını bir devlet neden yapamıyor? Erzurum’un Çat belediyesi 2200 lira verirken, neden bunlar yapamıyorlar?

3600 ek gösterge konusuyla ilgili olarak:

Katıldığım mitinglerde, polislere 3600 ek gösterge verilmesini hep savundum. Israrımız sonucu, dediler ki biz de polislere 3600 ek gösterge vereceğiz dediler. Koydular programa, yapmadılar. Şimdi 100 günlük program açıkladılar. Özellikle öğretmenler için. Bu mesaj sadece söylem olarak kaldı, hayata geçmedi. Bugün Erdoğan seçimlerden sonra vereceğiz diyor. Niye seçimlerden sonra? İnsanı kandırarak oy devşirmek bir siyasetçiye yakışmaz. Söz veriyorsan yaparsın. Söz veriyorsunuz, sözünüzü tutmuyorsunuz. Daha önce aynı vaatte bulundunuz, vaadini yerine getirmedin. İnsanlar sana hangi gerekçeyle oy versin.

Anketler konusuyla ilgili olarak, Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Kimse sakın rehavete kapılmasın. Yan gelip yatalım. Kimsenin böyle bir hakkı yok. Herkesin son dakikaya kadar çalışması lazım. CHP’ye oy veren binlerce vatandaş var. Oturacağız, çalışacağız.

Bursa’nın Nilüfer ilçesi. Yapan Mustafa Bozbey. İnsanlar gezmek için Nilüfer’e gidiyor. Bursa’da yaşayanların parka, ağaca, çiçeğe ihtiyacı yok mu? Var. O zaman bunu kim yapacak ? Bunu, yaptığı belediye başkanlığı sırasında gerçekleştirmiş olan Mustafa Bozbey yapacak. Adana’da Zeydan Karalar. Aldı, marka yaptı orayı. Yeşil alanlarıyla, parklarıyla, meydanlarıyla…

Onlar gökdelenleri dikiyorlar. Bu ilçede insanlar yok mu? Canları yok mu? Bizim milliyetçilik anlayışımızla onların anlayışı çok farklı. Tabii ki bir yerde rant olacaktır. İnsanın olduğu her yerde rant olacaktır. Ama rantı hak edene vereceksin. Gelip baksınlar Fikirtepe’de kentsel dönüşüm nasıl oldu? Hani bu insanlara ev verilecekti, hani kentsel dönüşüm vardı? Siz iradeyi rantçıya teslim ederseniz, kenti iyi yönetemezsiniz.

Mersin’de de Vahap Seçer, güzel bir Mersin inşa edecek. Fakir mahallelere daha fazla hizmet götürülecek. Arkadaşlarıma söylüyorum. Seçildiğiniz andan itibaren herkesi kucaklayacaksınız. İkincisi, harcadığınız her kuruşun hesabını vatandaşa vereceksiniz.

Geçen gün Adıyaman Besni ilçesine gittik. Belediye başkan adayımız var. Daha önce yaptığı bütün ihaleyi vatandaşların önünde yapardı. Alan her müteahhidi takip ederdi. Eğer bir kişi bir yerde belediye başkanlığı yapmış ve başarılı olmuşsa, daha yukarıya taşımak lazım.

AKP’li belediyeler ne yapıyor? ağacı yurt dışından ithal ediyor. Sanki memlekette ağaç yok. Lale bile dışardan geliyor. Lalenin kaynağı burası zaten. Yandaşlara paralar aktarmak istiyorlar. Asıl nedeni bu. Biz bundan kurtaracağız.

Bizim büyükşehir belediyelerimizin hemen hemen tamamı başarılı bir sınav verdiler.

İstanbul’u İnşallah Ekrem Bey alacak. Ekrem Bey, kullandığı dil, davranışları, başarısı itibariyle herkesin kucaklayacağı bir belediye başkanı. Eğitimli, becerikli, aynı zamanda sporcu, dinamik bir arkadaşımız. İstanbulu çok seven, onu salt, dar bir partili penceresinden değerlendirmek yanlış olur. AKP’li, MHP’li, Saadetli kardeşim de rahatlıkla oy verebilir. Yoksul mahallelere hizmet götürecek. Yeni okullar yapacağız, kreş yapacağız. İstanbul’da yaşayıp denizi, Boğaz’ı görmeyen yüz binler var. Nasıl İstanbullu o zaman, niye görmüyor? Bu insanın Marmara Denizi’ne bakma hakkı yok mu? İmamoğlu hepsini çözecek.

Yerel yönetimlerde elde ettiğimiz başarıyı sürdürülebilir kılmamız lazım. Niyetimiz, aldıktan sonra verdiğimiz sözleri ne zaman, nasıl tuttuğumuzu halkımıza anlatacağız. Hiçbir belediye başkanı arkadaşım, “enkaz devraldık edebiyatı” yapmayacak. Biz hem o belediyelerin borçlarını ödeyeceğiz, hem de vaatlerimizi yerine getireceğiz. Bizim vaatlerimiz çılgın, hayali projeler değil.

“En son hangi kitabı okudunuz?” üzerine; “En son metastaz kitabını okudum. İki gazeteci arkadaşım da kitabın hakkını vermişler. Türkiye’nin nasıl yönetildiğini, kimlere nasıl ayrıcalıklar tanındığını belgeleriyle orada görmek mümkün. FETÖ mücadelesinin gerçeğini görmek istiyorlarsa bu kitabı okumalılar.

Televizyon izleme şansım yok. Kitaba ayıracak zamanım çok sınırlı, onu da itiraf edeyim. Çünkü boş zaman bulamıyorum. Bazı kitaplar var, çok önemli. Belli aralıklarla, kitapları okuyorum”

Polemik siyasetin doğasında var. Bunun bir düzeyinin olması lazım. Polemiğin ruhunda biraz gülmecenin de yatması lazım. O saygı içinde karşılıklı birbirini mat etme gibi, özünde insanı yaralamayan ama kullandığınız dil ve üslupla da konuşmamasını sağlayan bir üslup oluşması lazım. Ama bu yok. Böyle bir dilin kullnılması için rakibinizin belli bir entellektüel birikime sahip olması lazım. Cahille oturup ne konuşacaksınız? Ben de, karşımdaki de yanlış düşünebilir. Akıl akıldan üstündür, oturur konuşuruz. Belli bir düzeyde, yaralamadan bu süreci götürebiliriz. Ama Türkiye’de bu olmuyor. Özellikle Erdoğan’ın dili çok ayrıştırıcı, bölen bir dil. Dozunu çok kaçırıyor. Beğenmediği kişilere terörist demesi gibi. EYT’lere, hak istediler, onlara “türedi” diyor. Nasıl türedi dersin sen kendi vatandaşına. Üstelik ondan bir de oy istiyorsun.

Tütün, soğan, patates, pamuk hepsini ithal ediyoruz. Tarım Kanunu 21. maddesi var. Çiftçilere her yıl, en az milli gelirin yüzde 1’i oranında teşvik verilir. Kanun çıktığından beri hiç yüzde 1 oranında verilmedi. Çiftçinin hakkı bu, kanun bu. Bizim bunu dillendirmemizden rahatsız oluyor. Vatandaşın hakkını kim savunacak?

Mansur Yavaş için hazırlanan iddianemeye ilişkin, Kemal Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

Mansur Bey’e tahammül edemiyorlar. Mansur bey ne yaptı? Beypazarı belediye başkanlığı yaptı. Beypazarı’nı Ankara’nın markası haline getirdi. Bilmem kaç yıl önceki olayı pişirip getiriyorlar. Burada acı olan, iktidar partisinin sözcüsü tarafından dillendirilmesi ve tüm televizyonların canlı vermesi. Mansur Bey de cevap verdi, niye hiçbir yer canlı vermedi? Sonra da biz tarafsız yayıncılık yapıyoruz diye ortalıkta geziyorlar. Ne tarafsız yayıncılığı.

Özhaseki’nin “Cumhurbaşkanımızdan izin alırsam canlı yayına çıkarım” açıklamaları üzerine, “Mansur bey benden hangi gerekçeyle izin alacak. Bu neyi gösteriyor. Özhaseki Ankara’yı yönetemez, Binali Yıldırım İstanbul’u yönetemez, başkası yönetecek. “İstanbul’da kupon arazi satacaksan benim haberim olsun” sözlerini unuttuk mu sanıyorlar? Merkezi yönetim ayrı, yerel yönetim ayrı. Yerel yönetim anlayışları yok. Her şey merkezden yönetiliyor.

Mustafa Bozbey seçildiğinde, Bursa’yı mobilyacılıkta bir dünya markası haline getirecek.

Bizim temel amaçlarımızdan birisi sürdürülebilirlik. Kazandığı andan itibaren 5. yılın sonundaki 5 yılı düşünecek. Ben şu vaatlerde bulundum, bunları yerine getiriyorum demesi lazım.

‘ŞİŞLİ’DE CHP KAZANACAK’

Mustafa Sarıgül’ün DSP’den aday olmasıyla ilgili olarak, “CHP kazanacak. Adayımız Şişli’yi çok iyi bilen, düzgün, yıllarını oraya vermiş. Hemen hemen toplumun her kesimiyle iyi ilişkiler kurmuş bir arkadaşımız.

Emekliye 2 maaş dedim sürekli, sonunda bir şeyler yaptılar. Ben ayda bin liranın altında aylık alan binlerce kişi var demiştim. Ayda bin liranın altında aylık alan emekli mi var demişlerdi. Sonra kendileri açıklama yaptılar, bin liranın altında emekli maaşı olmayacak diye.

BEKA SORUNU

Beka sorunuyla ilgili olarak, “Üretimden koparıldığı için Türkiye’nin beka sorunu var. Siz kalkıp da pamuğu dışardan ithal ederseniz o zaman sorun var. Osmanlı niye battı? Üretmediği, bilime önem vermediği için Osmanlı battı. Cumhuriyet kurulduğunda parayı basacak banka yoktu. Bir metrelik milli demiryolumuz yoktu, tamamı yabancılara aitti. Çalışmadan, üretmeden istihdam sorununu nasıl çözeceksiniz? Üniversiteler bilgi üretmiyor, üretemiyor. Düşünen hocayı kapının önüne koyarsan ne olacak bu memleketin hali? Sonra kalkıp beka sorunu var diyorlar. 17 yıldır bu ülkeyi ben mi yönetiyordum. Kim memleketi bu hale getirdi? Kalkıyorlar meydan meydan geziyorlar, ülkede beka sorunu var. Sen onu külahıma anlat. Madem beka sorunu varsa, niye sorunu yaratan kişinin arkasına takılıyorsun, niye onun sözcülüğünü yapıyorsun?

Daha krizin ortalarındayız. Daha çok büyük sorunlar çıkacak karşımıza. Şimdilik idare etmeye çalışıyorlar. Sorunumuz büyük ama çözecek olan halktır.

Saray sosyetesinin hayat tarzı farklıdır. Onlar başka şeyler yerler, geçinirler, yaşarlar. 21. yüzyıl Türkiye’sinde çocuklar yatağa aç giriyor. Bugün binlerce insan sokaktan geçiniyor. Ben bir fotoğraf gösterdim. Sonra o kadını bulduk biz. Çıkıp yoksulluğumu anlatayım dedi, biz istemedik. O fotoğrafın önemi, Erdoğan’ın fotoğrafının olduğu yerdeydi.

Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz, halkın partisiyiz. Sarayın partisi değiliz.”