CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI AÇIKEL’İN BASIN AÇIKLAMASI

CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel: Tüm Demokratik Toplantılar Ve Protestolar Engellenirken, Suriyeli Radikal Grupların Düzenlediği Kitlesel Eylemlere Göz Yumulması Yönetimdeki Keyfiliğin ve Başıboşluğun Göstergesidir

CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Fethi Açıkel, İstanbul, İzmir, Konya ve Gaziantep’te Suriyeli radikal gençlerden oluşan grupların düzenledikleri dünkü protestolara dikkat çekerek, “Türkiye’de demokratik hiçbir eyleme, yürüyüşe ve basın açıklamasına izin verilmezken, Suriyeli grupların İhvancı sloganlar eşliğinde düzenlediği protestolara yetkililerce göz yumulması, iktidarın kamu güvenliği politikalarının tarafgirliğini, yetersizliğini ve keyfiliğini göstermektedir. Radikal Suriyeli grupların sıklaşan gösterileri, yurttaşlarımızı tedirgin etmekte ve güvenliğini tehdit etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
CHP’li Açıkel, Dünya’da ve Türkiye’de Otoriter popülist liderlerin neredeyse tümünün, medeniyetler çatışmasından ve dinsel gerilimden medet umduğu bir dönemde, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, İslam dinini hedef alan söylemlerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Dinsel şiddet ve radikalizm ile mücadele ederken, Fransa’da yaşayan yasalara ve demokrasiye saygılı Müslümanları rencide edecek açıklamalardan kaçınılması gerektiğini söyleyen Açıkel, Erdoğan’ın ise Macron’un talihsiz açıklamalarını fırsat bilerek Türkiye iç kamuoyunda kendi hamasi argümanlarını güçlendirmek ve Ortadoğu’daki ihvancı ve maceracı dış politikasındaki hataları örtmek için tehlikeli ve zararlı bir kutuplaşma stratejisi benimsediğini vurguladı. Açıkel, “bu konudaki sorunlar ve gerilimler, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Alçakgönüllü Bir Uygarlık için Çağrısı’ doğrultusunda dünya kamuoyunun diyalog ve dayanışmasıyla çözülebilir” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Saray İktidarına Suriyeli mülteciler konusunu siyasi rant ve fırsatçılığa dönüştürmemesi konusunda 2011’den bu yana defalarca uyarılar yaptığını söyleyen Açıkel, “Tek adam rejimi, Suriyeli mültecilerin dramını kendi İhvancı siyasal gündemi için bir koz olarak kullanmaktan vazgeçmelidir, bunun Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarımızın ekonomisine ve itibarına zararları büyük olacaktır” dedi.

Açıkel’in değerlendirmesi şöyle:

“Suriye’deki iç siyasal çatışmanın bir insanlık dramına dönüşmesinde Sarayın keyfi dış politikasının etkisi ve vebali çok büyüktür. 2011’den bugüne, taktiksel Ensar ve Muhacir söylemleriyle süslenen ancak hem Suriyeli mültecilerin sorunlarını kangrenleştiren hem de yurttaşlarımızı pek çok açıdan mağdur eden bir başıboşluk ve öngörüsüzlük, bu sorunu daha da derinleştirmiştir. Erdoğan’ın şahsi ve dogmatik dış politikası, Türkiye’yi radikal grupların yanında tarafgirliğe sürükleyip ekonomimizi haksız ambargolara maruz bırakmaktadır. Diğer yandan ise Türkiye, Avrupa’nın kapısında Türkiye’nin en büyük mülteci kampına dönüştürülmektedir. Yurttaşlarımızın Covid-19 Pandemisinin yarattığı sorunlarla mücadele ettiği bu günlerde yeniden alevlenen Suriyeli mülteciler konusu, sokaklarda kitlesel eylemlere dönüşerek kaygı verici bir hal almıştır. Burada daha da düşündürücü olan, üst düzey yetkililerin bilinçli ihmali ve suskunluğudur. 2019 yılbaşında İstanbul Taksim’de ÖSO bayrağı açılması, 2019’da Hatay Reyhanlı’da IŞİD’li bir yönetici için silahlı gruplarca toplu cenaze töreni düzenlenmesi ve son olarak da Suriyelilerin düzenledikleri bu yasadışı eylemler; Suriyeli mülteci meselesinin kamu güvenliği için ciddi bir tehdit olduğunu göstermiştir. Ortadoğu’daki istikrarsızlığın Türkiye’ye taşınmasına tek adam rejiminin göz yumması sonucunda; IŞİD vb. terör örgütlerinin Reyhanlı, Suruç, Ankara Garı, Atatürk Havalimanı, Reina saldırıları dahil 12 bombalı veya silahlı saldırı düzenlediği ve bu saldırılar sonucunda, 341 kişinin yaşamını yitirdiği ve 1.330 kişi de yaralandığı unutulmamalıdır.

Türkiye’nin yakın geçmişindeki bu terör saldırılarının acıları hafızalarda canlığını korurken ve ülke içinde hiçbir demokratik eyleme izin verilmezken, Suriyeli radikal grupların düzenlediği bu protestolara göz yumulması mülteci krizini daha da derinleştirmekten başka bir şeye yaramayacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2019’da bu konuda kapsamlı raporlar hazırladık ve iktidara eleştiri ve önerilerimizi sunduk. İktidar ise bu konuda hala hatalarında ısrar etmeye devam ediyor. Biz, Suriye’de bir an önce iç barışın sağlanarak mülteci sorununun çözülmesini savunuyoruz. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) önerimizin bu konuda da bölgesel barışa ve huzura en büyük katkıyı sağlayacağını düşünüyoruz.”