CHP Berlin Birliği’nden önemli açıklama

Cumhuriyet Halk Parisi Berlin Birliği Kamuoyuna Covid19 Salgını İle alakalı bir basın bildirisi yayınladı.

Değerli Berlinliler,

güncel gelişmelerle ilgili sizlerle paylaşmak istediklerimiz var:

İçinden geçtiğimiz günler hepimizi tereddüde düşürüyor.
• Sevdiklerim ya da ben hasta olacak mıyız?
• İşyerim kapanırsa geçimimizi nasıl sağlarız?
• Hastalık daha çok yayılırsa toplumsal düzen bozulur mu?
gibi sorular hepimizin aklını meşgul ediyor.

Coronavirüs (COVID-19) tüm dünyaya hızla yayıldı.
Geçtiğimiz yılın sonlarında ilk kez Çin’de saptanan bu virüsün yeni merkezi ise artık Avrupa oldu. İtalya ve İspanya virüsün en yoğun görüldüğü ve can kayıplarının en yüksek olduğu ülkeler olarak göze çarpıyor. Almanya da enfeksiyon sayısı yüksek ülkelerden biri olsa da can kayıpları görece olarak düşük düzeyde seyrediyor. 18 Mart itibarıyla Almanya çapında 9367 kişide virüs saptandığını, virüs yüzünden ise 26 kişinin yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Berlin’de virüsün belirlenen insan sayısı şu an 383 iken yaşamını yitiren insan henüz bulunmuyor. Türkiye’de ise enfekte insan sayısı 100 civarındayken ilk ölüm haberi geldi.

Ana Hedef: Virüsün Yayılmasını Yavaşlatmak

Dünya çapında tüm devletler hastalığın yayılmasını yavaşlatmak için birçok önlem alıyor. Hastalığı yavaşlatmak diyoruz, çünkü hastalığın nüfusun önemli bir bölümüne yayılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Başbakan Dr. Angela Merkel geçen hafta yaptığı açıklamada nüfusun %60 ile %70’inin virüse yakalanma olasılığı bulunduğunu dile getirmişti. Bu orana ne zaman ulaşılacağı ise hepimiz için yaşamsal önem taşıyor. Virüs ne kadar yavaş yayılırsa etkisinin de o kadar az olacağı insanlığın geçmiş deneyimlerinden biliniyor. Bu yüzden virüsle mücadelenin temel ayağını iki ana amacı bulunan yavaşlatma stratejisi oluşturuyor:

1) Birinci amaç enfekte olan insan sayısını zamana yayarak hastanelerin zorlanmasının önüne geçmektir. Aynı günde 1.000 kişiyi tedavi etmek yerine 4 günün her birinde 250 insan tedavi etmek, kapasitesi 250 kişi olan bir hastane için, 750 can kurtarmak demektir. Bu yaklaşıma İngilizce “flattening the curve” adı veriliyor.

2) İkincisi ise geliştirilmekte olan aşı ve ilaçlardan yararlanabilecek insan sayısını arttırmaktır. Güncel olarak Coronavirüs’e karşı 85 ilaç ve aşı geliştirme aşamasında bulunuyor ve bunların piyasaya sürülmesinin belirli bir süre alacağı biliniyor. Kesin olmamakla birlikte en geç yıl sonunda bir sonuç alınabilecek gibi görünüyor. Bu, bir insan virüse ne kadar geç yakalanırsa tedavisinde kullanılabilecek ilaç sayısı o derece artacak demektir. Aynı şekilde zaman kazanmak, ileriki dönemde piyasaya sürülecek aşılarla bağışıklık kazandırılan insan sayısının da önemli ölçüde arttırılması anlamına geliyor.

Hükümetlerin önlem almaya başladığı bir diğer konu da virüsün yayılmasının yarattığı toplumsal ve ekonomik zararları hafifletmektir. Bu konudaki önlemler de piyasaya para enjekte edilmesi, firmaların borçlarının ertelenmesi, çalışanların maaşlarının bir kısmının üstlenilmesi gibi yöntemleri içermektedir.

Hepimize Görev Düşüyor: Biz Ne Yapmalıyız?

Virüsün yayılmasını yavaşlatmanın en etkin yöntemi olarak insanlar arasındaki fiziki mesafeyi arttırmak görülüyor, yani birbirimize çok yakın durmayacağız.

Yapılan araştırmalar virüsün, enfekte kişilerin salgıladığı damlacıkların sağlıklı kişilerin gözlerine, burun ve ağızlarına sıçramasıyla yayıldığını gösteriyor. Virüs aynı zamanda daha az olasılıklı da olsa bu damlacıkların bulaştığı yüzeylerden de yayılabiliyor. İnsanların arasındaki mesafeyi arttırmak ve enfekte kişilerin dokunduğu yüzeylerin temizlenmesi de yayılmaya karşı en etkili yollar olarak karşımıza çıkıyor.

Berlin Eyalet Hükümeti bu yönde önemli adımlar atarak insanların bir arada bulunduğu okullar, barlar, kafeler, sinema salonları, dernekler ve ibadethaneler başta olmak üzere birçok alanın açık bulundurulmasını yasakladı.

Ancak devletin aldığı önlemlerle yetinmememiz gerekiyor. Virüsle mücadelede hepimize büyük görevler düşüyor. Virüsün yayılabileceği temasları mümkün olduğunca azaltmak, yani sosyal mesafeyi arttırmak da bunların en önemlisidir.

Bu konuda yapmamız gerekenler şunlardır:
(1) Gerekli olmayan her türlü fiziksel yakınlıktan kaçınmak,
(2) Kaçınmanın olanaklı olmadığı yerlerde en az 1,5 metre mesafe korumak,
(3) Olanaklar ölçüsünde evlerden dışarı çıkmamak,
(4) Evde konuk ağırlamamak, konukluğa gitmemek,
(5) El sıkışmamak, tokalaşmamak, birbirine sarılmamak, öpüşmemek,
(6) Hapşırırken ya da öksürürken ağız ve burnunu kapatmak (mendil kullanmak ve sonrasında atmak ya da dirsek içine hapşırmak ya da öksürmek),
(7) Elleri düzenli olarak sabunla ve en az 20 saniye yıkamak (her mekân değiştirdiğinizde bunu yinelemek),
(8) Ellerinizi kendi ya da sevdiklerinizin yüzüne götürmemek,
(9) Yüzey temizliğine önem vermek (örneğin kapı kolları vb. yerleri dezenfekte etmek),
(10) Cep telefonlarınızı arada bir dezenfekte etmek (dezenfektan yoksa, kolonya ile silmek).

Bunu hep hatırlayalım

Her birimiz kendimize, çevremizdekilere ve topluma karşı sorumluluk taşıyoruz. Kendimizi virüsten korumak, virüsü taşıma olasılığımıza karşı da başkalarıyla teması olabildiğince düşürmek özellikle hastalık geçmişi olan ve ileri yaştaki insanlara karşı taşıdığımız en büyük sorumluluktur.

Dayanışmalıyız

Virüsün toplumsal sonuçlarını hafifletmek konusunda devletlerin yanı sıra bireyler olarak bize bir önemli görev daha düşüyor: Dayanışmak.

Bu günlerde gösterilecek bencil davranışların yalnızca kısa vadede değil, toplum ilişkileri için uzun vadede zararlı olduğunu anımsatmak isteriz.

Dayanışmanın şu an için olanaklı görünen yolları ile ilgili şu önerilerde bulunuyoruz:
• Evden çıkması tehlikeli olan insanlara hijyen koşullarını dikkate alarak destek olmak,
• Stokçuluk yapmamak (Tarım Bakanının ve branş temsilcilerinin açıklamalarına göre gıda ediniminde sorun bulunmuyor; boş raflar ise paniğe kapılan stokçuların eseridir),
• Kaynağı ve içeriği doğrulanmamış, çoğunlukla yanlış haberleri sosyal medya aracılığıyla ya da sözlü olarak yaymamak (Whatsapp ve Facebook’ta sonsuz kere iletilen kaynaksız videolar, ses kayıtları, mesajlar genelde bu kategoriye girmektedir),
• Kaynağı ve içeriği doğrulanmış bilgileri dilsel sorunu olan ya da iletişim araçlarından yoksun kişilere ulaştırmak (Bu bilgilere resmi kaynaklardan ve güvenilir gazetelerden ulaşılabilir),
• Sosyal yalnızlık içinde bulunanlarla teknolojiden yararlanarak iletişimde bulunmak.

CHP Berlin Birliği Yönetim Kurulu